|
Çocuklar 11-18 yaşları arası bedensel ruhsal ve duygusal bakımdan büyük bir değişiklik yaşarlar. Çocuklukla, erişkinlik dönemleri arasında kalan bu döneme genel olarak ergenlik dönemi adını veriyoruz.
Bu devrin başında çocuk, çocukluğun birçok özelliklerini muhafaza etmekle beraber bazı hallerde çocukluktan ayrılıp birden kendini genç ve büyük bir insan gibi hissetmeye başlar. Ergenliğin ilk yıllarında duygusallık ve çelişkili düşünce ve davranışlar hakimdir. Ergenin davranışı genellikle dalgalı, düzensiz ve geçicidir.
Yetişkin otoritesine başkaldırı, bağımsızlık ihtiyacından ve onun kendisi için bir kimlik arayışındaki huzursuzluktan ileri geldiği unutulmamalıdır.
Tepkileri önceden kestirilmez, çabuk sinirlenir, çabuk sevinir. Kendisine tanınan hakları yetersiz bulur. Kurallara karşı çıkmalar başlar. Anne babanın uyarılarına birden tepki gösterir, ters cevaplar verir. Bu dönemde ergen kendi kendisi ile ve çevresi ile sürekli bir savaş içindedir. Bu dönemde hormonal değişiklik sebebiyle davranış problemleri yaşamakta, kendini kontrol etmekte zorlanmakta, bocalamaktadır. Nerede olduğunun sorulmasını kişiliğine yapılan bir karışma, müdahale gibi algılar. Oysa gence, bunun anne ve baba tarafından bir denetim ihtiyacından çok birlikte yaşayan insanların birbirine saygılarının gereği olduğu kavratılmalıdır. Bu dönemde genç ergen, kendini tanıdığı biçimi ile çevresindekilere kabul ettirme çabası içindedir. Arkadaş gurubu tarafından beğenilmek çok önemlidir.
Hisleri çok derindir ve genellikle aşırı duyarlıdırlar. Övünmeden hoşlanan, kişiliğini üst düzeyde tutan bir genç, sevdiği ve saygı duyduğu kimseler tarafından kırılacak olursa aşırı derecede üzülür ve karamsarlığa düşer. Genç ergenin anne babaya en fazla ihtiyaç duyduğu dönem bu dönemdir.
Gençlerin her zaman yanındaymış gibi destek, hiç yanında değilmiş gibi özgür bırakılması en doğru yaklaşımdır. Özgürlük derken sınırsızlık değil, baskı yapmadan, inatlaşmadan takip ve kontrol kastedilmektedir. Ergenlerle iletişimimizde sevgi, saygı, esneklik ve hoş görü olmalı, ayrıca değer verildiği hissettirilmelidir. Gereksiz yere tartışmaya girme, bastırmaya çalışma, ani ve sert tepkilerde bulunma, utandırma olmamalı, tutarlılık ve kararlılık gösterilmelidir.
Anne Babalara Düşen Görevler:
- Gençlerle olumlu, yapıcı, destekleyici ilişkiler kurun. Onları gerçekten dinleyip dinlemediğinizi kendi kendinize sorun.
- Gençlerdeki başarısızlık yerine başarıyı, olumsuz davranışlar yerine olumlu davranışları görün.
- İstenmeyen davranışlarını abartmayın, genellemeyin, onları direk suçlamayın, kızmayın ve en önemlisi başkaları ile kıyaslamayın.
- Aile ile ilgili karar alınacak konularda fikrini alın.
- Konuşmalarınızda korkutma ve tehditten uzak durun.
- Öğüt vermek yerine onlara örnek davranışlar gösterin.
- Sevginizi çocuklarınız arasında eşit dağıtın.
- Eşinizle olan anlaşmazlıkları onun olmadığı ortamda çözün. Kavga sahneleri çocuklarınızda; öğrenme zorlukları, eve gelmeme, hırsızlık, suç işleme, hayale dalma, sık sık ağlama, umutsuzluk, sinir krizleri gibi davranışların görülmesine neden olur.
- Çocuklarınızı geleceğin yetişkinleri olarak görün. Büyüdüklerini kabul edin ve onlara güvendiğinizi her zaman hissettirin.
- Anne baba ve ergen arasındaki ilişki karşılıklı sevgi ve hoşgörüye dayalı ise gencin ergenlik çağında kendi kendine saygı ve öz güven duymasına, kendini gerçekleştirmesine, onurunu korumasına ve kendi yeteneklerini ortaya çıkarmasına yardımcı olacaktır.
|